SAĞLIKLI ÇOCUĞUN SIRLARI

Çocuklar geleceğimiz, sevgi kaynağımız ve yaşama gayemizdir. Sağlıklı çocuklar sağlıklı, mutlu ve başarılı bir gelecektir. Bu gaye ile bu kitabı yazmaya karar verdim.

Malum olduğu üzere her erkek ve kadın baba ve anne adayıdır. Her evlilik sonrası eşlerin yakın çevresi ve kendileri evliliğe can katacak, sevgi ve bağlılığı arttıracak bir çocuk beklentisine girerler.

Sağlıklı bir çocuk için mutlaka gerekli olan şartlar ve dönemler vardır. Özellikle belirli dönemlerin sağlıklı geçirilmesi sağlıklı bir çocuk ve genelde sağlıklı bir nesil ve toplum oluşturacaktır. O zaman bu dönemleri ele almak ve bu dönemleri tanımlamak öncelikle gereklidir.

1-      EVLİLİK ÖNCESİ DÖNEM

a-      Anne ve baba adaylarının bireysel sağlığı

A-     Bedensel. Kendi hayatlarını sağlıklı idame ettirebilmenin yanında beraber yaşam içinde eşin ve bebeğin sağlığını etkileyecek, mutlu veya mutsuz edecek rahatsızlıkların varlığı veya yokluğu. (Bedensel engeller, günlük hayatı etkileyen solunum ve dolaşım sistemi vb hastalıklar, cinsel veya başka yollarla bulaşan kronik hastalıklar ve buna benzer hastalıklar) Bu tür hastalıkların eşlerin kendi hayat tarzlarını zorlayacak rahatsızlıklardır ve başta sevgiye bağlı fedakârlıklarla göz ardı edilirken daha sonraları yorgunluk ve bıkkınlıkları ve mutsuzlukları ortaya çıkarabilir

B-      Açığa çıkmış veya çıkmamış fakat aile geçmişinin sorgulaması ile tespit edilebilecek olan ve ortaya çıkma riski olan genetik hastalıklar. Bunlar bilinmez veya gizlenirse daha sonra sürpriz gibi ortaya çıktığında birliktelikten beklenen güç azalabilir.

C-      Eşe bağımlı olmadan çocuğa aktarılabilecek bireysel genetik hastalıklar (Hemofili A vb. X’e bağlı genetik hastalıklar, otozomal baskın hastalıklar gibi.

D-     Hiçbir hastalık olmasa da çalışma hayatı ve cinsel performansın yetersizlikleri

b-      Anne ve baba adaylarının çocuğa birlikte aktaracağı genetik hastalıklar. Bunlar özellikle akraba evliliklerinde öne çıkan fakat yine akraba evliliği olmasa bile bölgesel genetik taşıyıcılık sıklığının fazla olduğu aynı genetik hastalığı genetik olarak taşımak. Thalasemia (ailevi Akdeniz anemisi), FMF (ailevi akdeniz ateşi) vb.

c-       Anne ve baba adaylarının psikolojik rahatsızlıkları ve kişilik yapıları ve bozuklukları veya sağlıklı oluşu. Şizofreni, bipolar bozukluk, çeşitli nevrozlar (obsesif kompulsif bozukluk), saldırgan veya korkak kişilik, cinsel sapkınlıklar, güven bozuklukları vb.

d-      Anne ve babanın sosyal çevreleri

e-      Belki en önemlisi anne ve baba adayının anne ve babalarının yapıları ve görüş ve karşılıklı benimsenme sorunları.  Gelin kaynana, gelin görümce, kaynanalar arası ilişkiler vb. Aile birlikteliğinin sürdürülmesi belki evliliğin ce çocuğun sağlığı açısından en önemli faktördür. Bir aile kurulduğunda bir üçgen oluşur. Bu üçgenin bir köşesinde karı koca, bir köşesinde kadının anne ve babası ve üçüncü köşesinde erkeğin anne ve babası. Bu köşeleri birleştiren hatların herhangi birinin kopması evliliğin ve birlikteliğin sürdürülmesini zora sokmakta ve birçok defa bozulmasına yol açmaktadır.

f-       Anne ve baba adayının alışkanlıkları, alkol, kahve, sigara, uyuşturcu vb.

g-      Anne ve baba adayının meslekleri. Nöbetli ve mesaili meslekler, hayati tehlike ve stres yüklü meslekler, işsizlik vb.

h-      Anne ve baba adayının eğitim seviyeleri.

i-        Anne ve baba adayının ekonomik geçmiş ve mevcut durumları ve buna dönük yaşantı alışkanlık ve biçimleri.

Bu saydıklarımız daha erkek ve kadının birlikteliği başlamadan dikkate alacağımız ve buna dönük tedbirler varsa alacağımız özelliklerdir.

2-      EVLİLİK VEYA BERABERLİK DÖNEMİ

Bu dönem gebeliğin hazırlanış ve bebeğin ve annenin çevre, beslenme, ekonomi ve uyum gibi sorunlarının hazırlayıcı faktörlerin oluşması veya sorunların önlenebilmesi dönemidir.

Ekonomik seviye, oturulan ev ve çevre, alışkanlıklar, geçim uyumu dikkatle ele alınmalıdır. Daha başlangıçta kavgaların olduğu, kötü bir çevredeki evlilik veya beraberlik doğacak çocukların psikolojik sağlığına kötü etkiler oluşturacaktır.

Önemli olan zenginlik değil, ekonomiye uygun beslenme alışkanlıklarının sağlanması (tarhana çorbası özellikle evde kendileri tarafından yapıldığında en ucuz gıdalardandır. Yine yoğurt evde yapıldığında ucuz ve sağlıklıdır), kötü alışkanlıklara ayrılan paraların yararlı alanlara kaydırılması, ucuz fakat sağlıklı bir evde ve temiz bir çevrede oturmak vb. ekonomiyi verimli kullanmak çok değerlidir. Sevginin en önemli değer olduğu fedakârlığa dayalı ve özellikle anneanne, babaanne ve dedelerin güç ve katkı verdiği evlilikler doğacak çocuk için en önemli faktörlerdir.

Şunu unutmamak gerekir. Ruhsal ve kişilik yönünden sağlıklı olmak çoğu zaman bedensel sağlıktan önce gelir. Genelde ruhsal ve kişilik bozukluklarının tedavisi bedensel rahatsızlıklardan daha güç olduğu kadar ailenin ve sosyal çevre ve ilişkilerin bozulmasına yol açmaktadır.

3-      GEBELİK DÖNEMİ

Gebelik dönemi direk olarak anne ve bebek ilişkisinin başladığı dönemdir. Annenin, sağlığı ve mutluluk durumu direk bebeği etkileyecektir. Annenin, beslenmesi, hastalıkları (hepatit B, AİDS vb enfeksiyon ve diğer hastalıkları), çalışıyorsa çalışma şartları, eğitim seviyesi, kötü alışkanlıkları (sigara, alkol, uyuşturucu), doktor kontrolleri çok önemlidir. Başlangıçta aylık olan kontroller, son ayda haftalık aralıklara kadar sıklaşır.

Özellikle gebelikte doktor kontrolleriyle prenatal tanı dediğimiz yöntemlerle doğum öncesinde gebelik sürecinde tespit imkânı olan hastalıkların tespiti, buna göre gebeliklerin sonlandırılması veya doğumun erkene alınması ve doğum anında alınması gereken tedbirlerin alınması, doğum şeklinin belirlenmesi kararları verilecek böylece önlenebilir hastalıkların önlenmesi veya ailenin hazırlanması mümkün olacaktır.

Annenin kontrolleri ile beslenme, psikolojik hazırlık, gebelik, doğum ve annelik eğitiminin verilmesi, hastalıkları varsa tedavisi, bunun yanında babanın hazırlanması da çok önemlidir.

4-      DOĞUM VE PERİNATAL DÖNEM

Doğum,  evliliğin ve gebeliğin amacı ve meyvesi olan bebeğin dünyaya gelişidir. Doğumun yapıldığı yer ve şartlar, doğum şekli, bebeğin doğum anında bulunduğu ortam ve şartlar, anneye ve bebeğe yapılan müdahaleler, doğum travayı bebeğin hayatını ve bir ömür sağlığını belirler.

Maalesef giderek artan oranda, sözde bebeğin daha sağlıklı olacağı öngörüsü ve sancı çekmemek için sezeryan doğumlarla bebekler dünyaya gelmektedir. Şunu özellikle belirtmek gerekir ki, bebeğin ve annenin sağlıklı olmasının en önemli şartı, herhangi bir gerçek tıbbi sorun yoksa normal vaginal doğumdur. Her şeyin doğal olanı makbul olduğu gibi doğumun da, doğal olanı makbuldür.

Bebek, anne karnında doğum kanalından çıkışta dar bir pasajdan geçer ve bu şekilde anne karnında sıvı dolu olan bebeğin akciğerleri boşalır. Aynı zamanda doğum anındaki bu sıkışma ile akciğerlerde hava keseciklerini (alveolleri) açık tutan nefes verirken kapanmasını önleyen sürfaktan maddesi en yüksek oranda salınır. Bebek doğumun hemen ardından aldığı ilk nefesle kesecikler açılır ve bir daha kapanmaz. Fakat sezeryan doğumlarda, bebeğin akciğerlerindeki sıvı tam boşalmadığı gibi sürfaktan yapımı da yetersiz olur. Sezeryan doğum sonrası bebeğin akciğerlerindeki kalan sıvı nedeniyle oksijenasyon yetersiz olur ve aynı zamanda yetersiz sürfaktan nedeniyle kesecikler ilk solukta açılırken nefes verişte kapanır ve bebek her defa kesecikleri açmak için daha fazla güç sarf eder, ve yine oksijenasyon yetersiz olur. Bebek solunum sıkıntısı içinde kalır, küvöz, oksijen bir dizi müdahaleye maruz kalan bebek , anne kucağına verilemez, beslenemez ve hayati risk taşır. Bu durumun adı yeni doğan geçici takipnesidir.  Bunun yanında annenin iyileşmesi geç olur, anestezi etkisi ile süt geç gelir, bebek geç emzirilir. Anne doğum sancıları esnasında acı çekse de annelik duygusunu en yüksek seviyede yaşar. Bebeğe sahiplenme duygusu çok güçlü olur. Babanın da anneye minnet ve bağlılık duygusu artar. Bu şekilde aile bağı güçlenir.

Doğum mutlaka, gebelikte yapılan takip programına göre gerekli şartların oluşturulduğu sağlık kurumlarında gerekli sağlık personeli nezaretinde yapılmalıdır. Gerekli olan uzman personel yanında gerekli ekipman hazır bulunur ve bebek doğar doğmaz doğru müdahaleler yanında, tedavi gerekiyorsa daha başlangıçta doğum öncesinden öngörülen şekilde yapılan hazırlıklarla doğru ve hızlı şekilde yapılır.

5-      YENİDOĞAN DÖNEMİ

Yeni doğan dönemi doğumdan sonraki ilk bir aylık dönemi kapsar. Halkımız genelde bunu ilk 40 gün olarak belirler ve 40 günün risk taşıdığını çok iyi bilir. Çünkü görmüşlerdir ki en çok ölümler ve daha sonraki sağlığı belirleyen riskler bu dönemde görülmektedir.

BEBEĞİMİZİN GELİŞİM DÖNEMLERİ

                YENİDOĞAN DÖNEMİ

Bebeğimizin ilk ayı yenidoğan (neonatal) dönemi dediğimiz dönemdir. Bu dönem hayati önem taşır. Gebelik ve doğum anıyla çok ilişkilidir ve bu dönemde oluşacak çeşitli olaylar ölümle sonuçlanabileceği gibi, hayatın ileriki dönemlerine taşınacak izler taşıyabilir.

İlk aya uyku dönemi de denebilir. Bu dönem anne karnından dış dünyaya alışma dönemidir. Bu sebeple bu ilk ayda bebeğimiz beslenme ve ihtiyaç anları hariç uyku halindedir. 24 saat uyur.

Bu dönemde refleksler hayati önemdedir. Bu refleksler özellikle nörolojik değerlendirme açısından önemli olduğu kadar hayatı idame ettirme açısından önem arzeder.

Bu refleksler; emme (ağza dokunulduğunda emmek), arama (yanağına dokunulduğunda ağzını o yöne çevirme, moro (herhangi bir ses veya ani harekette sıçrama hareketi. Her iki kolda simetrik açılma ile görülür. Tek taraflı olduğunda olmadığı tarafta kol sinirinin zedelenmesi söz konusu olabilir) gibi refleksler bebeğimizin beyin sağlığını gösteren önemli reflekslerdir ve bilinç dışıdır.

Bebeğimin sefasını nasıl sürerim bunun sırrı nedir başlıklı yazımda ilk aya ait yapılması gerekenleri yazdım. Bu dönemde belirttiğim işlemlerin uygulanması sefaya, aksi yapılanlar ise hem bebek ve hem de anne ve aile için cefaya dönüşür.

2 AYLIK DÖNEM

Bu dönem görme ve öğrenme dönemidir. Bebek birinci ayın sonundan itibaren insan yüzünü seçmeye başlar ve etrafını izler. İşte bu öğrenmenin başlangıcıdır. Bu dönemde bebeğin huzurlu olması çevre ile ilgisini arttıracak, öğrenme ve dolayısıyla zekâsını daha erken zamanda geliştirmesini sağlayacaktır. Huzursuz, hırçın bedeniyle ilgili sorunları dolayısıyla (bebeğimin sefasını nasıl sürerim, bunun sırrı nedir başlıklı yazımda belirttiğim sorunlar) bebek çevresiyle rahat ve bilinçli ilişki kuramayacak, öğrenmesi geciktiği gibi daha başlangıçta çevresiyle sorunu olan bir kişilik yapısına sahip olacaktır.

Bu dönemde bebeğin öğrenmesi için ikinci gereken gördüğü çevre alanını genişletmektir. Bunun için bebek uyanık olduğu dönemde 35-45 derece eğimli ana kucağına veya zemine yatırılmalıdır. Bu sayede bebek etrafındaki kişi ve objeleri rahatça görecek ve ilişki kurabilecektir. Bebek ne kadar çok obje, renk ve ses görebilirse o kadar çok öğreneceğinden ve en çok objeyi televizyonda göreceğinden 3 metrede yakın olmamak üzere televizyon açık ve bebeğin görüş alanı içinde olmalıdır. Bebek televizyondan gelen uyarılara ilgisi ile izleyecek çok daha kısa sürede daha fazla şey öğrenecektir. Yanılgı şudur. Bebek bu dönemde ya televizyona bağımlı olursa? Bu dönemde bağımlılık olmaz aksine çevre ve uyaranlara ilgisini arttırır. İki yaş civarında ise televizyon, tablet vb cihazlar çevre ile ilgisini keserek bağımlı hale getirir. Bu sebeple iki dönem farklı özellikler taşır.

Bebeğin bu dönemde uyanıklık süreleri artacak, uyku süreleri giderek azalacaktır. Unutmayın bebek uyanık kaldığı sürece öğrenebilecektir. Bu sebeple uyanık olmak yemek içmek gibi hayati bir ihtiyaçtır. Bu dönemde bebeğin uyku ve uyanıklık dönemine müdahale edilmemeli, bebek zorla uyutulmaya çalışılmamalıdır. Aksi halde bebe uyumak istemeyeceği için sizlerle kavga haline gelecek ve uykudan kaçma psikolojisiyle her uykusu geldiğinde hırçınlaşacaktır. Lütfen bırakın bebeğiniz uykusu geldiğinde kendisi uyusun. Uyuyan bebeği 5 saate kadar lütfen uyandırmayın. Dediklerimi yaparsanız bebeğiniz bu sürelerde uyuduğunu dolayısıyla uykusunu yeterince alacağını göreceksiniz. Giderek bebeğin gündüz uyuma süreleri azalacaktır. Zaman zaman yarım saatlik uyku yetecektir. Az uyudu uyutalım demeye kalkmayın. Bebek uyumadan nasıl büyüyecek endişesi yerine, hırçın bebek ve uyuyan bebek öğrenemeyecektir bilincinde olalım. Hepinizin çevrenizde gördüğünüz gibi zorla uyutulmaya çalışılan bebeklerin anneleri bebek uykusu geldiği zaman çok ağlıyor ve hırçınlaşıyor derler sebebi budur.

Bu dönemde huzurlu ve mutlu olan bebek çevresiyle daha fazla ilgileneceğinden zekâsını daha erken devrede gelişecek, buna bağlı olarak daha erken bilinçli gülümseyecek ve agulayacaktır. Bu dönemde çocukla basit seslerle gülerek konuşulmalıdır.

Bu dönemde bebekler ellerini ağızlarına götürmeye başlarlar bu tamamen normaldir. Kesinlikle buna engel olunmamalıdır. Yine bu dönemde ağızlarından salya ve tükürük akacaktır. Bu da normaldir ve hastalığa delalet etmez.

Bebeğinize halen bir defada tek göğsünüzdeki sütünüz yeter. Sakın mama ve başka bir şey vermeyin ve bebeğinizi 3 saatten önce emzirmeyin ve beslemek için uyuyorsa 5 saate kadar uyandırmayın. Unutmayın göğsünüzdeki süt miktarı arttı ve 20-25 dakika emen bebeğin midesi 3 saate kadar boşalmayacaktır. Halen emme ve arama refleksi olacağından bunlara bakarak acıktı kaygısıyla emzirmeye kalkmayın.

Bu dönem kolik ağrıların dönemidir ve bu konuda bebeğimin sefasını nasıl sürerim bunun sırrı nedir başlıklı yazımda değinmiştim. Lütfen dikkatlice okuyunuz.

Uz. Dr. Cengiz Sandıklı    18.08.2017

 

DEVAM EDECEK

Yorum Yaz